Belgesel ve Kurmaca Arasındaki İnce Çizgi
Ödüllü belgesel filmleriyle tanınan yönetmen Ensar Altay, son kurmaca filmi "Kanto" ile 29. Saraybosna Film Festivali'nden ödülle döndü. Altay, belgesel ve kurmaca film yapımına dair görüşlerini paylaştı. Her iki türün de özünde birer sinema anlatısı olduğunu vurgulayan Altay, belgeselin daha masum geldiğini, çünkü sadece kamera ve hikaye ile çalışmayı gerektirdiğini belirtti. Ancak, belgeselde anlatımın sınırlandırılmış olabileceğini de ekledi. Kurmacanın ise kendine özgü avantaj ve dezavantajları olduğunu, ancak nihayetinde ikisinin de iyi bir hikaye anlatmayı amaçladığını söyledi. İyi bir hikaye, izleyiciyi bir dünyaya çekmeli ve filmin izlenmeden önceki ve sonraki durumu arasında fark yaratmalıdır. Altay'ın belirttiği gibi, iyi bir sinema anlatısı için en önemli şey; özverili bir çalışma ve detaylı araştırma gerektirmektedir. Bu amaçla, Altay günlerce gazete okuyarak ilham kaynaklarını araştırdığını ve hikayelerin kendisini bulduğunu ifade etmektedir.
Altay'ın Görüşleri: "Gerçeğin Aynası" Yetmiyor
Ensar Altay, "belgesel gerçeğin aynasıdır" klişesinin artık geçerliliğini yitirdiğini savunuyor. Sadece gerçeği yansıtmanın yeterli olmadığını, gerçeğe dokunmayı, hissettirmeyi ve öz anlamı ortaya çıkarmayı gerektiğini vurguluyor. Türkiye'de son dönemde yapılan iyi belgesellere dikkat çeken Altay, iyi bir sinema anlatısı oluşturmanın ciddi bir çalışma gerektirdiğini tekrarlıyarak, Stephen King'in "Dahiler oturup ilham bekler, biz çalışırız" sözünü hatırlatıyor. Altay, Gazze'deki bir sanatçının anıt inşa etme hikayesini anlatan yeni bir belgesel projesi üzerinde çalıştığını açıkladı. Bu proje, Altay'ın Gazze'ye olan ilgisi ve sorunları paylaşma isteğinden kaynaklanıyor.
TRT ve Yapay Zeka'nın Rolü
Ensar Altay, TRT'nin Türk televizyonculuğunda lokomotif bir güç olduğunu ve özellikle belgesel gibi mali açıdan zorlu alanların desteklenmesinin önemini vurguladı. Suriye, Filistin ve Ukrayna gibi çatışma bölgelerindeki olayların belgelendirilmesinin gelecek için çok kıymetli olduğunu belirtti. Son olarak, yapay zekanın sinema sektörüne etkisine değinen Altay, yapay zekanın eğlence amaçlı filmlerde insanlardan daha iyi performans gösterebileceğini, ancak sanatsal anlatım gerektiren filmlerde insan yaratıcılığının yerini alamayacağını düşündüğünü dile getirdi. Yapay zekanın kişisel tecrübelerin daha iyi aktarılmasına yardımcı olabileceğini de ekledi. Abbas Kiyarüstemi'nin "Her sinemacı belgeselle kendini temizlemelidir" sözünü referans alarak, belgeselin sinemacı için bir arınma ritüeli niteliğinde olduğunu ima etti.